NINA SIMONE’ UN HAYATINDAN KESİTLER

 

nina simone

 

Nina Simone’ un Hayatından Kesitler

 

  • Gerçek adı Eunice Kathleen Waymon olan Nina Simone, caz ve soul müzğin önde gelen isimlerindendir. 3- 4 yaşlarında piyano çalmaya başladı. Annesi vaizdi ve ayinlere Nina’yı da götürürdü. Böylelikle kilisede piyano çalmaya başladı. 7 yaşındayken kilise korosu yerel bir tiyatroda bir konser verdi. Nina piyanist olarak bu korodaydı. İzleyenler arasında 2 beyaz kadın da vardı. Hatta bunlardan biri Nina’nın annesinin yanında çalıştığı kadındı. Bir müzik öğretmeniydi ve Nina’ yı dinler dinlemez hemen O’na ders vermek istediğini söyledi. Sonraki 5 yıl boyunca öğretmeniyle klasik piyano çalıştı. Müzik öğretmeni, Nina’yı dünyanın en büyük piyanistlerinden biri yapmak konusunda kararlıydı. Bu yüzden büyük bir disiplinle piyano çaışıyordu Nina.

 

  • Öğretmeni, ilerleyen yıllarda ‘Eunice Waymon Fonu’ adında bir fon oluşturdu. Bu fon altında birçok konser verdiler ve para topladılar. Liseden mezun olduktan sonra bu fonda biriken para sayesinde Nina 1,5 yıl boyunca New York’taki Julliard konservatuarına gitti. Maddi durumundan ve ırkçılık olaylarından dolayı ailesiyle birlikte Philedelphia’ya taşınmak zorunda kaldılar. Burada Curtis Müzik Enstitüsü bursu için başvurdu fakat siyahi olduğu için kabul edilmedi. Nina Simone, bu ırkçılık şokunu hayatı boyunca atlatamadığını söylemiştir.

 

  • Curtis Müzik Enstitüsü’nden red cevabı alan Nina, parası olmadığı için Atlantic City’deki Midtown Bar and Grill’de sahne almaya başladı. Annesinin haberi olmaması için kendine Nina Simone sahne adını seçti ( O dönemki sevgilisi Eunice’e, ‘Nina’, yani ‘küçük kız ’ lakabını takmıştı. ‘Simone’ soyadını ise Simone Signoret adındaki Fransız bir aktristen almıştı.) Burada pop,klasik müzik, siyahi klise müziği, aklına hangi şarkılar gelirse hepsini çaldı. Fakat 2. Gece bar sahibi gecede 90 dolar almaya devam etmek istiyorsa şarkı da söylemesi gerektiğini söyledi ve Nina Simone daha önce hiç şarkı söylememesine rağmen mikrofonu eline aldı.

 

  • Kocası Andy, Nina’yla evlenmeden önce bir polisti. Evlendikten sonraysa Nina Simone’un menejerliğini yapmaya başlamıştı. Bir gece partide bir fanı Nina’nın eline bir not sıkıştırmıştı ve Nina bunu kocasından saklamaya kalkıştıysa da Andy bunu görmüştü. O gece karısını ölesiye dövmüş ve kafasına bir silah dayayıp Nina’ya tecavüz etmişti.

 

  • 1963 senesinde Birmingham Bölgesi’ndeki bir kliseye bomba atılması sonucunda hayatını kaybeden 4 siyahi çocuk için, “Mississippi Goddam” adlı şarkıyı bestelemiş ve bu şarkıyı o kadar bağırarak söylemiştir ki, sonrasında sesinin bir daha eski oktavına kavuşamadığını söylemiştir.

  

  • Aslında Nina Simone, ayrımcılık ile ilgili ilk deneyimini ilk kez bir kütüphanede resital verirken yaşamıştı. O dönem siyahiler 2. sınıf vatandaş olarak kabul edildikleri için toplumdan dışlanırlardı. Nina’nın ailesinin de bu resitalde arkada oturmaları istenmiş fakat Nina eğer onlar en önden izlemezlerse çalmayacağını söylemiş ve ailesinin öne oturtulmasını sağlamıştır. Nina, yıllar sonra yapılan bir röportajında bundan dehşet duyduğunu ifade etmiştir.

  

  • Siyasi düşüncelerini belirtmekten hiçbir zaman çekinmeyen bir aktivist olan Nina Simone Medeni Haklar Hareketi sırasında Martin Luther King, Malcom X ve Andrew Young’ı tanımıştır. Martin Luther King’in öldürülmesinden sonra “Why? The King Of Love is Dead” adlı şarkıyı bestelemiştir.

  

  • Ülkesine küsen Nina Afrika’da yaşamak istediğine ve bir daha Amerika Birleşik Yılanları (United Snakes of America) dediği ülkesi Amerika’ya geri dönmek istemediğine karar verdi. Afrika’da eski Amerika köleleri tarafından kurulmuş olan ülkeye, Liberya’ya yerleşti Burada çok mutluydu. Kendisini gerçekten evinde ve özgür hissediyor, hayatın tadını çıkarıyordu fakat para kazanamıyordu.

 

  • Maddi durumu iyice kötüye giden Nina, 1976 senesinde Montreux Caz Festivali’ne katıldı. Paris’te hayatının en kötü dönemlerinden birini geçirdikten sonra arkadaşlarının da manevi desteğiyle Avrupa’da konserlere başladı.

  

  • Manik depresif ve bipolar rahatsızlığı vardı. Nina Simone’un kızı Lisa Simone küçükken annesiyle yaşadığı anları şöyle anlatır:

 “ Bir keresinde, ne olduğunu hatırlamıyorum, sanırım annemin çok sinirlenmesine sebep        olacak bir şey yapmıştım. Kalabalık bir yerdeydik. Beni dövmeye başladı. “Hadi ağlasana, ağlasan iyi olur.” diyordu ve ben duygularımı göstermiyor, ağlamıyordum. Çünkü O’nun bunu benim damarıma basmak için yaptığını biliyordum. Bana vurduğunda sadece tepkisiz olarak O’nun yüzüne bakıyordum.”

 

  • 1993 yılında Fransa’nın güneyine yerleşti ve dünya turnelerine devam etti. Kariyeri boyunca 15 Grammy adaylığı oldu ve 2000 senesinde Grammy Onur Ödülü aldı.

 

  • Caz dünyasının özgür doğaçlamalarına füg ve kontrpuanı sokan, klasik müzikte öğrendiklerini kendi müziğiyle harmanlayan ve yaptığı müziği bir dönem ‘Medeni Haklar Müziği’ diye adlandıran, siyahilerin hakları için savaşan Nina Simone 19 Nisan 2003 tarihinde, ölümünden 2 gün önce, 19 yaşındayken, renginden dolayı kabul edilmediği Curtis Müzik Enstitüsü’ nden ‘Onursal Diploma’ almış ve 21 Nisan günü hayata veda etmiştir.

  

Nina Simone’u daha iyi anlamak ve tanımak isterseniz ‘ What happened, Miss Simone?’ adlı belgeseli de izlemenizi tavsiye ederiz.

SEVGİLERLE…

 

Eda Aşkan / TAŞ KAĞIT SANAT

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir